- Korkmayın!
İnsanların çoğu, güzel
fotoğrafları yalnızca fotoğrafçıların çekebileceğini sanarak daha baştan
kendilerini safdışı bırakırlar. Oysa bir eğlencede güzel dans etmek için
eğitimli bir dansçı olmak gerekmediği gibi, etkileyici fotoğraflar çekmek
için de fotoğrafçı olmak gerekmez. Kendinizi
başarılı fotoğraflar çekebileceğinize inandırın. Bu
kitapçığında yardımıyla haksız çıkmayacağınızı göreceksiniz.
- Fotoğraf
makinenizi iyi tanıyın, iyi kullanın. Makineniz
ile birlikte gelen kullanım kılavuzunu başından sonuna kadar dikkatle okuyun; makinenizin tüm
özelliklerini öğrenin ve ilk makaralarınızda tüm özelliklerini deneyin, sonuçlarını görün. Küçük bir
ayrıntının büyük bir fark yaratabileceğini unutmayın. İyi bir fotoğraf
çekmenin ön şartı, netlik ve ışık ayarını iyi yapmak, çekim sırasında
makineyi sarsmamaktır. Ayarların nasıl yapılacağını iyi öğrenin ve
özellikle ışığın zayıf olduğu durumlarda fotoğraf çekerken sarsıntıyı
önlemek için deklanşöre basarkan nefesinizi tutun; makinenizi gerekiyorsa
dengeli, sağlam bir yere koyun ya da üçayak
kullanın. Işık ayarlarını hatalı yaptığınızı nasıl anlayacaksınız?
Çektiğiniz fotoğraf çamurlu görünüyorsa, yani dalgalı kahverengi tonlu,
silik ve kumlu bir görünüşü varsa, ışık az gelmiştir. Tersine fotoğraf çok
sert görünüyorsa, yani açık
tonlar beyazlaşmış, kontrast çok yükselmiş, ara tonlar yok olmuşsa, ışık
fazla gelmiş demektir. Işık ayarının iyi yapıldığı bir fotoğrafta renkler
doğru, tonların arasındaki geçiş yumuşaktır.

- Doğru filmi
seçin. Tüm dünyada insanların büyük
bir çoğunluğu renkli negatif film kullanmaktadır. Çünkü, renkli negatif
film daha ekonomiktir, baskı yaptırılması, çoğaltılması paylaşılması
kolaydır. Kişisel beğenilere bağlı olarak siyah-beyaz filmlerde kullanılabilirler. Siyah-beyaz
fotoğraflar daha çok sanatsal görünse de banyo işlemi dahazordur. Çekilen
fotoğraflar bir projeksiyon makinesi ile perdeye yansıtılarak izlenmek
isteniyorsa, diapozitif ya da
slayt film kullanılması
gerekir. Ancak diapozitif film ile hatasız fotoğraf çekmek biraz daha
zordur. Film satın aldığınızda, kutusunun üzerinde bazı değerler
görürsünüz: ISO 100, ISO 400
gibi. Bu değerler filmin hızı,
yani ışığa duyarlılığı ile ilgilidir. Eğer hiçbir tercih belirtmezseniz,
satıcı size büyük olasılıkla ISO 100
değerinde, normal hızlı bir
film verecektir. Ancak, normal hızlı film bol ışıklı ortamlarda iyi sonuç verirken, ışığın az
olduğu ortamlarda, gece çekimlerinde, ve hareket dondurmak istediğiniz
(spor karşılaşmaları vb.) durumlarda yetersiz kalabilir. Böyle durumlarda
daha yüksek hızlı bir film
kullanabilirsiniz. Bu sayede daha karanlık
ortamlarda fotoğraf çekebilir, hızlı hareket eden insanların ilginç
görüntülerini yakalayabilir, gece çekimlerinde flaşla daha uzak mesafeleri
aydınlatabilirsiniz. Yüksek hızlı film kullanmanın tek sakıncası, fazla
büyütülen fotoğraflarda, görüntüyü oluşturan taneciklerin biraz kumlu görünmesidir. Ancak son yıllarda
film üretiminde meydana gelen teknolojik gelişmeler sayesinde bu sorunda
ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle, sağladıkları avantajları dikkate alarak
genelde daha yüksek hızlı filmler önerilir (Örneğin Kodak Gold Ultra / ISO 400).

- Işığı iyi
kullanın Işık, fotoğrafçının en
önemli malzemesidir. Fotoğraf makinenizi tanıdığınız kadar, ışığın nasıl davrandığını da iyi bilmeniz
gerekir. Işığın rengi ve aydınlatma
biçimi önemlidir. Piyasada satılan filmlerin büyük bölümü gün
ışığında kullanıldıklarında doğru renkler verecek biçimde üretilmişlerdir.
Ancak gün ışığının rengi hep aynı değildir. Sabah çok erken saatlerde ve
gün batımı yaklaştığında, günışığı renk
değiştirir. Film ışıktaki renk değişimlerine karşı
gözlerimizden çok daha fazla duyarlıdır. Bu nedenle, sabah çok erken
saatlerde çekilen fotoğraflar mavi-mor, gün batımı yaklaştığında çekilen
fotoğraflar daha kırmızı tonlarda çıkar. Aynı şekilde, ampul ışığı ile
aydınlanmış mekanlar bize normal görünse de, böyle yerde flaşsız çekilen
fotoğraflar turuncu çıkar! Bu
ille de bir hata demek değildir. Işıktan dolayı fotoğrafta belli bir
rengin hakim olması, fotoğraflara özel
bir duygu da katabilir. Işığın konuya hiç bir engelle
karşılaşmadan, doğrudan ulaşması
(örneğin bulutsuz bir gökyüzünde parlayan güneş ya da flaş ışığı), çok sert gölgeler oluşturur. Konu
üzerinde ışığı alan ve almayan bölümler arasında çok büyük bir ton farkı
olur. Buna yüksek kontrast
adı verilir. Işık kontrastının yüksek olması fotoğraflarda genellikle çok dramatik bir sonuç verir. Dramatik
etkiyi arttırmak için gün ışığının geliş yönü ile dik açı oluşturarak fotoğraflar
çekebiliriz. Böylece konunun bir yanı aydınlık, diğer yanı gölge
olacaktır. Dramatik etkiyi azaltmak için ise, güneşi arkanıza alarak
konunun aydınlıkcephesini görüntüleyebilir, ayrıca fotoğraf makinanızda
varsa, dolgu flaşı özelliğini
kullanabilirsiniz. Dolgu flaşı, gün ışığında bulunmanıza karşın flaşın
çakması ve sert gölgeleri yumuşatmasıdır.
- Flaşa dikkat !
Karanlık ortamlarda ise flaş, çok dikkatli kullanılması gereken bir ışık
kaynağıdır Objektifin görüş açısı ile aynı yönde ışık verdiğinden, meydana
gelen aydınlatma güçlü bir el fenerini karanlıkta bir insanın yüzüne
tututuğunuzda elde edeceğiniz aydınlatmanın neredeyse aynısıdır. Gölgeler serttir. Herşey önden
aydınlandığı için derinlik duygusu
yoktur. İnsanlar, nesneler hacimsiz görünürler. Karşınızda
yansıtıcı bir yüzey varsa rahatsız edici
parlamalar oluşabilir. Ayrıca, insanların gözlerinde ünlü kırmızı göz etkisi oluşabilir.
Yakındaki nesneler çok aydınlık,
arkalardaki nesneler çok karanlıktır.
Kısacası, flaş aslında iyi bir ışık kaynağı değildir. O halde: Zorunlu kalmadıkça flaş kullanmayın.
Makinenizde kımızı göz önleme sistemi varsa, insan fotoğrafları çekerken
devreye sokun. Yoksa, çekimden hemen önce güçlü bir ışık kaynağına
bakmalarını sağlayın, ya da çekim sırasında objektife baktırmayın.
Flaşınızın etki uzaklıklarını
makinenizin kullanım kılavuzundan öğrenin ve daha uzakta yer alan konuları
çekmeyin. Flaşın etki uzaklığının kullandığınız filmin hızına bağlı olarak
değiştiğine dikkat edin. Daha uzaklarda yer alan konuları (örneğin
kalabalık grupları) görüntülemekte zorluk çekiyorsanız, daha yüksek hızlı
bir film (örneğin Kodak Gold Ultra/
ISO 400) kullanın.
-
Yaklaşın. Gereksiz
ayrıntıları çerçevenin dışında bırakın. Yalın, gözü yormayan, konusu
belirgin fotoğraflar çekin. Fotoğraf makinenizin netlik ayarının izin
verdiği kadar yaklaşın. İnsan fotoğrafları çektiğinizde, yüz ifadesine önem verin. Özel bir
kostüm ya da duruş yoksa, yakından çekeceğiniz bir fotoğrafta yüz ifadesi
daha belirgin olacaktır. Ancak fazla yakından çekilen bazı portrelerde
yüzdeki burun, çene, alın gibi bölümlerin fazle büyük görünerek
gülünçleçtiğini unutmayın.
- Tüm Yüzeyi
Değerlendirin. Foyoğrafı bir dikdörtgen alan
alan ile çektiğinizi hatırlayın. Sadece tam ortayı düşünmeyin. Portre
çekerken, ortaya kafayı değil, gözleri yerleştirabilirsiniz.
ALTIN NOKTA Fotoğrafçıların kullandığı bir
başka yöntem de, fotoğraftaki ana konuyu altın
nokta adı verilen özel bir konuma yerleştirmektir. Ana konunun
tam ortada değil, altın noktada yer aldığı fotoğraflar daha kolay algılanır ve daha dinamik görünürler. Bunun için,
fotoğrafı hayalinizde eşit aralıklı iki yatay, iki de dikey çizgiyle
kesin. Çizgilerin kesiştiği
dört ayrı noktanın herhangi birini altın nokta olarak kullanabilirsiniz.
Bu kural, özellikle boş bir alan içinde
yer alan tek bir biçim, örneğin açık denizde giden bir tekne,
boş bir kumsalda yürüyen bir insan gibi konular için geçerlidir. İki konu
varsa, birbirinin çaprazında
duran iki altın noktaya yerleştirilebilir. Otomatik netlik ayarlı bir
fotoğraf makinesi kullanıyorsanız, ana konuyu merkezden
uzaklaştırdığınızda netlik ayarını
kilitlemeyi unutmayın. Konuyu dikdörtgen çerçeveye
yerleştirirken, doğal çizgilerdende yararlanabilirsiniz. Özellikle
fotoğrafı çaprazlama kesen çizgiler
bakışı sürükleyerek görüntünün içinde gezdirir.
Uzaklaşan tren rayları, kıvrılarak yükselen bir dağ yolu, gösteri
uçaklarının gökyüzünde çizdiği renkli çizgiler ilginç komposizyonlar
yaratır.
- Farklı Açılar
Deneyin. Fotoğraflarınızı sürekli yatay
ve ayakta durarak çekmek zorunda değilsiniz! Konuyu inceleyin. Daha aşağıdan, daha
yukarıdan, makineyi dikey ya da eğik tutarak çektiğinizde sonuç nasıl
olacak? Özellikle çocukları ve evcil hayvanları görüntülerken onların hizasına inin ki yüzleri daha iyi
görünsün! Makineyi dik
tuttuğunuzda, flaşın üstte kalmasına ve elinizle engellenmemesine dikkat edin.
- Derinlik
yaratın. İnsanların iki gözleri
olmasının nedeni, uzaklık yani üçüncü
boyut duygusunun oluşmasıdır. Fotoğraf makinesi ise tek gözlüdür. Fotoğraflara derinlik
katabilmenin yolu, bir birinin önünde/arkasında
duran konular oluşturmak, görüntüler arasında yakın-uzak ilişkisi kurmak,
özelliklede ön plana bir ağaç
dalı, bahçe parmaklığı vb. unsurlar katmaktır.
-
10. Renk Kullanın. Doğadaki tüm
renkler, üç ana rengin, yani kırmızı,
yeşil ve mavinin farklı oranlarda bir araya gelmesiyle oluşur.
Bunu daha iyi anlamak için bir büyüteçle TV ya da bilgisayar ekranına
yakından bakmayı deneyin. Kırmızı, yeşil ve mavi renkleri aynı fotoğrafın
içinde belirgin alanlar halinde kullandığınızda ortaya bütünlük ve renk zenginliği duygusu olan bir görüntü çıkar. Kırmızı,
yeşil ve mavinin birerde zıt rengi
vardır: Sırasıla, turkuvaz, mor ve sarı.
Zıt renklerin birlikte kullanıldığı fotoğraflarda çok çarpıcı sonuçlar elde edilir.
Renklerin sıcak ve soğuk diye ayırmakta mümkündür. Sarı ve kırmızı tonları sıcak
renklerdir. Çünkü ateşi
çağrıştırırlar. Bu hakim olduğu fotoğraflar da insanlara sıcaklığı, duygusallığı hatırlatır. Yeşil, mavi, gri tonları soğuk renklerdir. Suyu, buzu,
gökyüzünü çağrıştırırlar. Bu renklerin hakim olduğu fotoğraflar insanlara serinlik, üşüme, çaresizlik, yalnızlık
duygularını verir. Ancak renk kullanımındada aşırıya kaçmamalı, karmaşa
yaratmaktan kaçınılmalıdır.
- İnsanları
doğal hallerinde görüntülemeye çalışın.
Fotoğraflarda poz veren
insanların sıkıcı ve yapay
göründüklerini hatılayın. "Objektife bakın, çekiyorum ," yerine,
Siz bana aldırmayın, ben bir yandan çekerim," demeyi deneyin. Bırakın
insanlararalarında konuşsunlar, şakalaşsınlar, işlerini yapsınlar.
Görüntülediğiniz insanlar kadar bulundukları
mekan önemliyse, doğru açıyı bularak mekanı ve o kişinin
mekanla ilişkisini de gösterin. Tanımadığınız insanları görüntülerken önce
onlarla konuşun, yaptıkları işle ilgili sorular sorun. Bu hem sizi hem de
onları rahatlatacaktır.

- Hareket
Dondurun Bol ışıklı ortamlarda, yüksek
hızlı bir film (örneğin ISO 400) ile birlikte sezgilerinizi de kullanarak, hareket dondurun. Bu yolla,
spor yapan, dans eden insanların asla çıplak gözlerinizle göremeyeceğiniz çok ilginç, şaşırtıcı
görüntülerini elde edebilirsiniz. Hareket dondurmak için karanlık
mekanlarda flaş ışığı
kullanabilirsiniz.
- Doku
Araştırın. Kendisini tekrar ederek yüzeye
yayılan görüntülere doku adı
verilir. Çevremizde çeşitli nesnelerin, hatta canlıların oluşturduğu çok
ilginç dokular yer almaktadır. Bu tür dokuları tek başlarına
görüntüleyebilir, ya da insan fotoğrafları çekerken arka planda kullanabilirsiniz.



-
Objektifinizi daha verimli kullanın.
Fotoğraf makinenizin objektifinin ya da objektiflerinin özelliklerini iyi
öğrenin. Makinenizin sabit ayarlı ve değiştirilemeyen bir objektifi varsa,
bu büyük olasılıkla geniş açılı bir objektiftir. Geniş açılı objektifin
özelliği, aynı noktadan bakıldığında, insan gözüne göre daha geniş bir
alanı görüntüleyebilmesidir. Böylece gerilemeye gerek kalmadan daha geniş
bir alanı, daha fazla kişiyi görüntülemiş olursunuz. Geniş açılı
objektifle çekilen fotoğraflarda mekanlar olduklarından daha geniş,
nesneler olduklarından daha uzakta görünürler. Ayrıca, derinlik duygusu da
daha fazladır. Çünkü, yakında bulunan nesneler çok büyük, uzaktakiler çok
küçük görünür. Bu nedenle, geniş açılı bir objektifle yakından çekilen portrelerde
insanların burunları büyüdüğü, kulakları küçüldüğü için komik görünürler!
Eğer objektifinizin zoom özelliği varsa, durduğunuz yerden görüntüyü
yaklaştırıp uzaklaştırabilirsiniz. Görüntünün yaklaşması teleobjektif,
uzaklaşması geniş açı konumuna karşılık gelir. Teleobjektifin tek özelliği
görüntüyü yaklaştırmak değildir. Perspektifte değişir. Geniş açı konumunun
tersine, teleobjektif konumunda derinlik duygusu azalır. Birbirinden
uzakta olan nesnelerin boyutlar birbirlerine yaklaşır ve daha yakyn gibi
görünürler. Portre çekimlerde, teleobjektif kullanıldığında daha iyi
sonuçlar elde edilir.
- Üşenmeyin. Tek
bir kare çekip bırakmayın. Aynı konuyu bir kaç kez farklı açılardan ve
farklı anlayışlarla çekin. Unutmayın ki, görüntülediğiniz an bir daha geri
gelmeyecek. O yüzden, hakkını verin. Profosyonellerinde böyle çalıştığını
hatırlayın. Fotoğraf makinenizi ve yedek filminizi yanınızdan ayırmayın.
Karşınıza ne zaman neyin çıkacağını asla bilemezsiniz. Raslantı sonucu
çekilerek tarihe geçmiş fotoğrafların sayısı hiç de az değildir.
- Fotoğraf
Makinenize İyi Davranın. Onun hassas bir cihaz olduğunu
unutmayın. Walkmeninize nasıl davranıyorsanız onada öyle davranın.
Darbelerden, tozdan, nemden, yüksek sıcaklıktan koruyun. Yaz tatillerinde
fotoğraf makinenizin en büyük düşmanı kum ve tuzlu sudur, unutmayın.
Objektif kirlendiğinde sakın t-shirt'ünüzün kenarı ile silmeyin! Özel
objektif temizleme fırçası ve silikonlu kağıt kullanın. Bu mümkün değilse,
önce yumuşak, tüy bırakmayan bir kumaş parçasını fırça gibi kullanarak,
bastırmadan tozları alın. Daha sonra objektifin yüzeyinde soluğunuzla bir
buğu tabakası oluşturup aynı kumaşla silin. Objektifi asla kuruyken
silmeyin. Gözlük temizliği için üretilen ıslak mendilleri asla
kullanmayın, objektifinize zarar verebilir. Uzun süre fotoğraf
çekmeyecekseniz, pilleri makinenin içinde bırakmayın. Yolculuğa çıkarken
yedek pillerinizi yanınıza alın. Artık çok farklı pil standartları
oluştuğundan, gittiğiniz yerde hazırlıksız yakalanmayın. Kullanılmış
filmlerinizi bir an önce banyo ettirin. Banyo ettirene kadar da
ambalajlarından çıkan plastik tüplerin içinde, serin bir yerde saklayın.
Kaynak : Sayın Orhan Cem Çetin'e ve Kodak firmasına
teşekkürler.
Saygılarımla
Hacı Ali BENZES
KARE BİLGİSAYAR A.Ş.